Sepet

Kapat

Halı tarihine kısa bir yolculuk

İPLE ATILAN İMZALAR...
Tarihi insanlık kadar eski olan halının kullanımı, iç mekanlarda ve özellikle ev
dekorasyonunda önemli bir yer tutmaktadır. İç mekanlarda kullanılacak olan halılar hangi stil ya da hangi mekan olursa olsun büyük fark oluşturur. Kimi zaman odak noktası iken kimi zaman tamamlayıcı donatılar arasındadır. Peki, günlük yaşantımızda hatta hayata başlarken üzerinde emeklediğimiz, ilmeklerinden hayal kurduğumuz, motiflerinden yollar yaparak oyuncak arabalarımızı sürdüğümüz halının tarihçesi nedir biraz göz atalım isterim. Dünyada bilinen en eski halı “ Pazırık” halısı diye tabir edilir. Halı, göçebe çadırlarında yatak olarak kullanılmak maksadıyla dokunarak üretilmiş ve daha sonra hav boyları kısaltılarak günlük kullanıma uygun hale getirilmiştir.
   Halı; yere ya da mobilya üzerine serilmek, duvara gerilmek üzere çoğunluğu yünden, bazen de ipekten yapılmış, kısa tüylü, nakışlı ya da nakışsız örme ya da dokuma olarak tanımlanırken bilinen ilk halı, Sibirya’da Altay Bölgesi’nde bulunan Pazırık koruganlarında yapılan kazılarda bulunmuştur. Türk düğümüyle yapılmış olan bu halı, İÖ 5.-3. yüzyıllar arasına aittir. Bu buluntu, halı sanatınınTürklere özgü bir el sanatı dalı olduğunu kanıtlamaktadır. 13 yüzyıldan önceki halılara ilişkin bilgiler yazılı kaynaklardan saptanmaktadır. Büyük Selçuklu İmparatorluğu döneminde 11 yüzyılda halının Orta Asya’dan İran’a kadar uzanan bir alanda yapıldığı bilinmektedir. Selçukluların Anadolu’ya girmelerinden sonra halı yapımı çoğaldı. Bu dönem halılarının en eskileri Konya Alaattin Camisi’nde bulunmuştur. Öteki küçük bir grup da Beyşehir Eşrefoğlu Camisi’nde bulundu.
Selçuklu halılarında geometrik ve stilize bitki motifleri ön planda kullanılmıştır. 14 yüzyıl başından sonra Anadolu halılarında stilize hayvan motifleri daha çok yer almaya başlamaktadır. 15 yüzyıl sonuna kadar kullanılan bu gruptaki halıların en eski örnekleri Berlin Müzesi’ndeki Ming Halısı ile İsveç’in Marby Köyü’nde bulunan Marby Halısı’dır. 14 ve 15 yüzyıllarda hayvan motiflerinin yanında yıldız ve benzeri geometrik motiflerde kullanılmıştır.
Holbein Halıları adı verilen bu halılar, adını o dönem ressamlarından Hans Holbein’in
tablolarından alır.
Bu gruptaki halılar dört gruba ayrılır:
a) Geometrik bezemeden oluşan zemin karelere bölünmüştür ve her kareye bir sekizgen yerleştirilmiştir,
b) Geometrik bezemenin yerini bitki motifleri almıştır. Zemin bölünmesi birinciden farklı değildir. Lorenzo Lotto’nun tablolarında çokça görülmeleri nedeniyle bu halılara da Lotto Halıları denir,
c) Bu gruptaki halılarda bezeme ilk iki gruptakini andırır. Ancak zemin büyük karelere ayrılmış ve içlerine büyük sekizgenler yerleştirilmiştir.
d) Bu grupta da ortada büyük bir kare yer almakta, etrafında da küçük kareler sıralanır.
   16 yüzyıldan sonra Holbein halıları görülmezse de, Lotto adı verilen halılar, Uşak Halıları denilen grubu hazırladı. Üçüncü ve dördüncü tip Holbein halıları da Bergama Halıları’nın öncüsü oldu. Uşak ve çevresi 16 yüzyıldan başlayarak Osmanlı halı sanatının önemli bir merkezi durumuna geldi. Uşak Halıları’nın iki halının motifleri birbirine oldukça benzer.
Madalyonlu Uşak Halıları daha büyük, Yıldızlı Uşak Halıları ise daha küçük boyutludur. Uşak Halıları’nın bir başka grubu da Kuşlu Halılar’dır. Bu grupta yer alan motiflerde kuşu andıran şekiller vardır. Bergama Halıları adı verilen Selçukluların geometrik desenleriyle, stilize edilmiş bitkisel motifler işlenmiştir. Saray Halıları adı verilen 16 yüzyıl Osmanlı halılarında Anadolu halılarında görülen Gördes düğümü yerine İran düğümü, malzeme olarak da ipek kullanılmaya başlandı. Bu halılarda işlenen desenler, saray ustalarının hazırladığı çiçeklerden oluşuyordu. Bu halıların yapımı 18 yüzyıla kadar sürdü. 19 yüzyıl sonlarında fabrika halıcılığının ortaya çıkmasıyla el tezgâhlarında dokunan halılar daha çok önem kazandı.
Günümüzde bir dışsatım malı olarak el tezgâhlarında dokunan halılar, önem ve
değerinikorumaktadır. Anadolu’nun hemen her yöresinde el tezgâhlarında halı dokunmakla birlikte, bazı yörelerin halıları daha ünlüdür. Bunlar arasında Bergama, Kayseri, Sivas, Bünyan, Milas, Gördes, Uşak, Kütahya, Ladik, Here-ke, Demirci, Karaman, Kula en ünlüleridir.
   Günümüzde hala daha bu motifler ve geometrik desenlerden beslenen gelişen ve değişen halı tasarımları mevcuttur. Genel olarak halı tasarımlarında bir hikaye vardır. Özellikle bizim kültürümüzde başrol olarak adlandırılabilecek kadar yer etmiştir. Çünkü, Anadolu coğrafyasında tarım ve hayvancılık bir kültür olarak gelişmiştir. Tarım ve hayvancılığın gelişmesiyle insanlar kendi hayatlarına da kültürel olarak katkılar sağlamışlardır.
   Hayvanlardan elde edilen yünlerin iplik haline getirilmesi, bitkilerden elde edilen boyalarla boyanması ve işlenmesi sonucunda kilimler dokunmuştur. Kilim dokuması, hem teknik ilerlemeyi hem ticari gelişmeleri hem de kültürel kalkınmayı sağlamıştır.
Bu bakımdan kilim Anadolu kültüründe önemli bir yere sahiptir. Teknik olarak dokunması, ticari olarak satılması ve alınması, kültürel olarak işlenmesi, süslenmesi, çeyiz ve hediyelik eşya olması, ev eşyası olması, türkülere konu olması, zenginlik göstergesi olması gibi rolleri vardır. Anadolu deyince akla gelen kavramlardan biri de kilimdir.
    İşte halı ve kilim konusunda tarihten gelme bir donanım ile, bugün gelişen teknoloji ve sanayi imkanları ve tasarımlarla bulunduğumuz coğrafyanın verdiği hazineleri harmanlayarak bugünkü tasarımlara ulaşılmıştır. Halı, kullanılan her farklı alanda –mekânda kendi tarzını imajını kanıtlayan bir öğe olmayı da sahip olduğu bu tarihsel birikim ile başarmıştır. Farklı stil disiplinleriyle tasarlanmış bir çok iç mekânda aynı halının farklı bir imaj etkisi oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Üslup olarak diğer dekorasyon donatılarından farklı olması halıyı mekanlarda ‘illaki’ olmaması düşünülemez kılmaktadır. Sevdiğiniz stiller ya da akımlar ne
olursa olsun, tasarımınızın içindeki karakteri besleyen mutlaka bir halı da insanlık var oldukça eksilmeksizin olacaktır.
Yaşam motiflerinizle buluşmanız dileklerim ve sevgilerle
Aybüke ESER | İç Mimar